Sondan geriye sarma durumu oldu bak şimdi. Berliner aldığım günden önceki gün(salı olsa gerek), Tıkıntı'ya gittim! Mekan biraz küçük ama ne zaman gitsem yer bulamıyorum, dolup taşıyor. Gerçi müşteriler haklı yani, mükemmel bir menüsü var. Mesela ben yeşil biberi çok sevmediğim halde, en bayılarak yediğim ve yeşil biberi bol yemek Tıkıntı'nın eseriydi. Şaheseriydi hatta: Portekiz usülü tavuk!
İçinde ne olduğunu anlayamadım ama lezzet sostan geliyordu. Soya sosu olabilir ama olmayabilir de. Süt de olabilir. Ya da böyle.. bir şey.. Aman neyse canım. Sonuç olarak inanılmaz güzeldi! Parmaklarımı yemek istedim. İstemekle kalmadım da! Salıdan beri canım düzenli olarak Portekiz usülü tavuk çekiyor. Haftasonunu iple çekiyorum o yüzden. Bir daha gideceğim. Bir daha yiyeceğim. Ölene kadar yiyebilirim. :)
Lezzetinin dışında ellerini korkak alıştırmamalarıyla ilgili de övebilirim mekanı. Porsiyonlar oldukça büyüktü. Hatta tabağı bitirebilen görülmemiş, diyorlar. Ama işte açken insanın önüne bir kamyon yemek gelse az der. Anca yedikten sonra anlayabilen aç gözlüleriz biz. Haftasonu gidersem mekanın birkaç fotoğrafını çekip eklerim. Dua edin de yemeğe kilitlenmeyeyim komple.
Dedim ya, sondan başa sarıyoruz. Tıkıntı'dan önceki gün ya da iki önceki gün Cafe Taraça'ya gittik ablamla. Yemekler konusunda övebilir miyim diye düşünüyorum şu an.. Açık konuşmak gerekirse Tıkıntı'dan önceki yemek geçmişimi hatırlamıyorum bile. (Antepeki kısımlar hariç tabi ki!) Ama fena değildi Taraça da. Özellikle mekan çok güzel dekore edilmişti. Gördüğüm en orjinal mekanlardan biriydi diyebilirim.
Yine de tavuklu Quesidillas yediğim halde, ton balık tadı almam eleştirilmesi gereken bir durum. Üstelik ablamın noodleının tadına baktım ve onu da çok fazla beğenmedim. Geçenlerde yeni açılmış bir Çin lokantasından istediğim çok da güzel olmayan noodledan pek bir farkı yoktu. Fotoğrafları direk sağ tıklayıp alamıyoruz siteden. Ben de yemek yemeye konsantre olduğumdan oradayken çekmeye yeltenmedim pek. O yüzden prt screen yapmakla uğraşamayıp linkledim direk. Denemelisiniz. En azından mekan görülmeye değer.
Taraça'ya gitmeden bir, iki gün önce de Aynalı Kahve'ye gittik, ablam ve birkaç arkadaşıyla. Çok güzel bir yerdi. Küçük ama eğlenceli ve sıcak! Gerçi içerisi çok küçük değildi ama biz dışarıda oturduk. Mekan çok güzel ve akıllıca dekore edilmişti. Masa ve sandalye takımlarının hepsi birbirinden farklı. Toplama olmaları çok muhtemel. Bunu bir eleştiri olarak almamalısınız tabi. Çok şirinlerdi. Üstelik farklı da olsalar bir noktada uyumları vardı. Yemeklere gelince, tostlarıyla ünlü olduğunu duydum ve menüye pek bakmadan tost sipariş ettim. O yüzden sıcaklar falan var mıydı çok hatırlamıyorum bile.
Menüye bakmadığım için, içinde olmasını istediğim malzemeleri direk söyleyerek verdim siparişimi ve adamlar getirdiler. Buradan benim gibi bilinçsiz bir müşteriyi bile iyi ağırladıkları için teşekkür ederim kendilerine. Gerçi oradaki işleyiş öyle gibiydi sanki. Kim ne istiyorsa koyup götürüyorlardı. Ben suçsuzum!
Menüyü ciddi anlamda hatırlamıyorum, belki öyle bir imkanı gerçekten veriyorlardır müşterilere yani. Neyse işte adamların tostları efsaneydi!
Ekmekleri kendileri yapıyorlarmış. Bundan kaynaklı olabilir diye de düşünmekteyim. Yalnız naneli ve zencefilli limonataları, bana her ne kadar güzel gelse de masadakiler tarafından çok şekerli olmakla suçlandı. Aldırış etmeyin onlara! :P
Mekanın sitesi yok, varsa da ben göremedim ve aramaya halim yok şu an. Beylerbeyi'nde bir yerlerde. Soruşturup bulabilirsiniz. Fotoğraf da çekmedim, sağdan soldan bulduklarımı koydum. Zaten iki tane. :P Denemeniz gereken yerlerden biri:

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder