Olivia: Wow, I’m having déjà vu.
Peter: Yeah,
I read that déjà vu is fate’s way of telling you that you’re exactly
where you’re supposed to be. That’s why you feel like you’ve been there
before. You are right in line with you’re own destiny.
Olivia: Well, do you believe that?
Peter: Mmm…no. It’s a bit mystical for my taste. I never get them, myself. Maybe that’s ‘cause I’m not on track with my own destiny.
Ben yine de inandım Peter. Bence çok güzelmiş o, okuduğun.
Neden sandalyelere "sandalye" diyoruz ki? İstesek sandalyeler çikolata, çikolatalar da sandalye olabilirdi. Çok garip.
24.9.11
16.9.11
Tons of tears, tears in the sea
Bir şiir okumuştum geçen sene. Şair bir dizesinde Ai Khanoum* diyordu art arda üç kere.
Sırf o dizesinden dolayı hep bir ağıt gibi gelmişti o şiir bana. Sanki acı çekiyormuşcasına hitap ediliyordu Khanoum'a. "Khanoum, neredesin? Neden yanımda değilsin?" diyordu şair.
Sahi düşündüm de, mesafeler son zamanlarda ne kadar da fazla. Mutluluk bizden uzak, "biz" ise birbirimizden.
*İstilacılar tarafından yağmalanana kadar Ai Khanoum, Afganistan'ın kuzeyinde yer alan hellenistik bir şehirdi. Bundan ayrı olarak; Özbekçe'de Lady Moon(Ay Hanım) anlamına gelmektedir. Sırf bu yüzden şairin uğruna ağladığı Ai Khanoum, benim için hep naif bir kadın silüeti olmuştur.
Öyleyse git sevdiğine Khanoum, gözyaşlarına sebep olan sen olma.
Sırf o dizesinden dolayı hep bir ağıt gibi gelmişti o şiir bana. Sanki acı çekiyormuşcasına hitap ediliyordu Khanoum'a. "Khanoum, neredesin? Neden yanımda değilsin?" diyordu şair.
Sahi düşündüm de, mesafeler son zamanlarda ne kadar da fazla. Mutluluk bizden uzak, "biz" ise birbirimizden.
*İstilacılar tarafından yağmalanana kadar Ai Khanoum, Afganistan'ın kuzeyinde yer alan hellenistik bir şehirdi. Bundan ayrı olarak; Özbekçe'de Lady Moon(Ay Hanım) anlamına gelmektedir. Sırf bu yüzden şairin uğruna ağladığı Ai Khanoum, benim için hep naif bir kadın silüeti olmuştur.
Öyleyse git sevdiğine Khanoum, gözyaşlarına sebep olan sen olma.
15.9.11
...Ve bahşetti aklını bize Frederic
Yalnız olmak utandırıcı bir hastalık haline geldi. Neden herkes yalnızlıktan kaçıyor? Çünkü yalnızlık insanı düşünmeye mecbur ediyor. Descartes bugün yaşasaydı "Düşünüyorum, öyleyse varım." demez, "Yalnızım, öyleyse düşünüyorum." derdi.
7.9.11
Grateful Desire
"I don't get angry. It's not rational."
Zack ya, seni seviyorum.
Bu arada eskiden editör olduğum bir sitede, çevirisini yaptıktan sonra izlemeye karar verdiğim diziyi 3 sezondur ana karakterlerin birbiriyle yiyişeceği zamanı bekleyerek, heyecanla izleyen tek izleyici ben olabilirim. Senaristler de inadıma bunca zamandır bekletiyor beni.
Neyse bu sezon bir şeyler olacak, biliyorum hissediyorum.
P.s.Hadi Booth be, Bones odun da sende halledebilecek kapasite var, yap bir ayar ARTIK!
Zack ya, seni seviyorum.
Bu arada eskiden editör olduğum bir sitede, çevirisini yaptıktan sonra izlemeye karar verdiğim diziyi 3 sezondur ana karakterlerin birbiriyle yiyişeceği zamanı bekleyerek, heyecanla izleyen tek izleyici ben olabilirim. Senaristler de inadıma bunca zamandır bekletiyor beni.
Neyse bu sezon bir şeyler olacak, biliyorum hissediyorum.
P.s.Hadi Booth be, Bones odun da sende halledebilecek kapasite var, yap bir ayar ARTIK!
6.9.11
I used to write.
Ben eskiden yazardım. Ben eskiden uzun uzun yazar ve rahatlardım.
Uzun bir süredir yazamıyorum. Uzun bir süredir rahatsızım. Kelimelerim olmadığında, beni dansa kaldırmadıklarında hayat çok anlamsız zira.
Başkalarının bana dayattığı sorumluluklardan nefret ediyorum. Neden mi? Cevabı siz bulun. Ben çok rahatsızım. Uzun bir süredir.
Uzun bir süredir yazamıyorum. Uzun bir süredir rahatsızım. Kelimelerim olmadığında, beni dansa kaldırmadıklarında hayat çok anlamsız zira.
Başkalarının bana dayattığı sorumluluklardan nefret ediyorum. Neden mi? Cevabı siz bulun. Ben çok rahatsızım. Uzun bir süredir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)