"Apaçık görüyorum gözlerimi yumunca
Bütün gün gördüklerim taşımaz hiçbir değer,
Ama düşlerde sen varsın uyku boyunca;
Göz karanlıkta ışır, karanlıkları deler.
Başka bütün gölgeler, gölgende ışık bulur;
Bedeninin gölgesi, mutluluğu gösterir
Işıl ışıl gündüze saçarak daha çok nur
Senin gölgen nasıl da kör gözlere fer verir.
Gözlerim kutlu olur seni seyrettikçe ben,
Canlı gün aydınlanır sendeki ışıklarda
En karanlık gecede belirsiz güzel gölgen
Derin uykuda sönmüş gözlere can katar da
Seni görmeyince benim her günüm gece,
Geceler gündüz olur düş seni gösterince."
Soneler(43) - W. Shakespeare
Neden sandalyelere "sandalye" diyoruz ki? İstesek sandalyeler çikolata, çikolatalar da sandalye olabilirdi. Çok garip.
19.12.11
24.11.11
24.11.2011
"Uzun zamandır bir boşluk var içimde; neyin ya da kimin hayatımdan çıkmasıyla oluştuğunu bilmediğim kocaman bir boşluk. Hiçbir şeyi umursamaz, insanları ve duygularını önemsemez oldum.
Hayır, mutsuz değilim ama sorumsuzum. Hayatım alt üst olmuş durumda. Hiç yapmadığım kadar boş veriyorum önceliklerimi. Dahası sevemiyor, sevinemiyorum. Kayboldu hissetmeye dair bütün izler içimden."
Feedback:
Demek 2 yıla yakın bir süre önce böyle hissediyordum. Garip.
Önemseme eylemlerimdeki gerileme en büyük gelişme olmuş o zamandan bu zamana. -Ki bunun beni ne kadar mutlu ettiğini bir ben biliyorum.-
Hayatımın alt üst olmuşluğu ve çizdiğim umutsuz insan modeli ise koca bir yalan. Umutsuz bir insan değilim. Hiç olmadım. Bundan sonra olmak da istemem. Bu blog neyin nesi, anlayabilmiş değilim. Yayınlayalım gitsin!
Hayır, mutsuz değilim ama sorumsuzum. Hayatım alt üst olmuş durumda. Hiç yapmadığım kadar boş veriyorum önceliklerimi. Dahası sevemiyor, sevinemiyorum. Kayboldu hissetmeye dair bütün izler içimden."
Feedback:
Demek 2 yıla yakın bir süre önce böyle hissediyordum. Garip.
Önemseme eylemlerimdeki gerileme en büyük gelişme olmuş o zamandan bu zamana. -Ki bunun beni ne kadar mutlu ettiğini bir ben biliyorum.-
Hayatımın alt üst olmuşluğu ve çizdiğim umutsuz insan modeli ise koca bir yalan. Umutsuz bir insan değilim. Hiç olmadım. Bundan sonra olmak da istemem. Bu blog neyin nesi, anlayabilmiş değilim. Yayınlayalım gitsin!
19.11.11
Bazen çok duygusalım, hepsi bu.
Hiç, kim olduğunu bilmediğiniz birine aşık oldunuz mu?
Ben de olmadım. Ama anladım ki, yağmur üstüme çok yakışıyor.
Ben de olmadım. Ama anladım ki, yağmur üstüme çok yakışıyor.
13.11.11
21.10.11
15.10.11
Does God really forgive bluffing?
Imdb'deki puanı umrumda değil, ben Shadows in the Sun'a bayıldım. Evet, öyle. Sadece Joshua Jackson için bile 8 olmalıydı zaten puanı da, neyseeeh.
"Weldon Perish: The sun set, slowly, igniting the sky in fiery shades of red and orange. In the distance, dark clouds are rolled over the horizon, riding the summer winds. Soon they would give the way to night. And with it would come silence that washes over everything."
P.s. Filmin adı The Shadow Dancer mı, Shadows in the Sun mı bilmiyorum. Kafam karışmadı değil.
"Weldon Perish: The sun set, slowly, igniting the sky in fiery shades of red and orange. In the distance, dark clouds are rolled over the horizon, riding the summer winds. Soon they would give the way to night. And with it would come silence that washes over everything."
P.s. Filmin adı The Shadow Dancer mı, Shadows in the Sun mı bilmiyorum. Kafam karışmadı değil.
14.10.11
Dan and Candy
“When I first met Candy, those were like the days of juice;
when everything was bountiful. Birds filled the sky. A great kindness fled
through us.”
Ne güzel adamdın sen Heath Ledger.
24.9.11
You're still true.
Olivia: Wow, I’m having déjà vu.
Peter: Yeah, I read that déjà vu is fate’s way of telling you that you’re exactly where you’re supposed to be. That’s why you feel like you’ve been there before. You are right in line with you’re own destiny.
Olivia: Well, do you believe that?
Peter: Mmm…no. It’s a bit mystical for my taste. I never get them, myself. Maybe that’s ‘cause I’m not on track with my own destiny.
Ben yine de inandım Peter. Bence çok güzelmiş o, okuduğun.
Peter: Yeah, I read that déjà vu is fate’s way of telling you that you’re exactly where you’re supposed to be. That’s why you feel like you’ve been there before. You are right in line with you’re own destiny.
Olivia: Well, do you believe that?
Peter: Mmm…no. It’s a bit mystical for my taste. I never get them, myself. Maybe that’s ‘cause I’m not on track with my own destiny.
Ben yine de inandım Peter. Bence çok güzelmiş o, okuduğun.
16.9.11
Tons of tears, tears in the sea
Bir şiir okumuştum geçen sene. Şair bir dizesinde Ai Khanoum* diyordu art arda üç kere.
Sırf o dizesinden dolayı hep bir ağıt gibi gelmişti o şiir bana. Sanki acı çekiyormuşcasına hitap ediliyordu Khanoum'a. "Khanoum, neredesin? Neden yanımda değilsin?" diyordu şair.
Sahi düşündüm de, mesafeler son zamanlarda ne kadar da fazla. Mutluluk bizden uzak, "biz" ise birbirimizden.
*İstilacılar tarafından yağmalanana kadar Ai Khanoum, Afganistan'ın kuzeyinde yer alan hellenistik bir şehirdi. Bundan ayrı olarak; Özbekçe'de Lady Moon(Ay Hanım) anlamına gelmektedir. Sırf bu yüzden şairin uğruna ağladığı Ai Khanoum, benim için hep naif bir kadın silüeti olmuştur.
Öyleyse git sevdiğine Khanoum, gözyaşlarına sebep olan sen olma.
Sırf o dizesinden dolayı hep bir ağıt gibi gelmişti o şiir bana. Sanki acı çekiyormuşcasına hitap ediliyordu Khanoum'a. "Khanoum, neredesin? Neden yanımda değilsin?" diyordu şair.
Sahi düşündüm de, mesafeler son zamanlarda ne kadar da fazla. Mutluluk bizden uzak, "biz" ise birbirimizden.
*İstilacılar tarafından yağmalanana kadar Ai Khanoum, Afganistan'ın kuzeyinde yer alan hellenistik bir şehirdi. Bundan ayrı olarak; Özbekçe'de Lady Moon(Ay Hanım) anlamına gelmektedir. Sırf bu yüzden şairin uğruna ağladığı Ai Khanoum, benim için hep naif bir kadın silüeti olmuştur.
Öyleyse git sevdiğine Khanoum, gözyaşlarına sebep olan sen olma.
15.9.11
...Ve bahşetti aklını bize Frederic
Yalnız olmak utandırıcı bir hastalık haline geldi. Neden herkes yalnızlıktan kaçıyor? Çünkü yalnızlık insanı düşünmeye mecbur ediyor. Descartes bugün yaşasaydı "Düşünüyorum, öyleyse varım." demez, "Yalnızım, öyleyse düşünüyorum." derdi.
7.9.11
Grateful Desire
"I don't get angry. It's not rational."
Zack ya, seni seviyorum.
Bu arada eskiden editör olduğum bir sitede, çevirisini yaptıktan sonra izlemeye karar verdiğim diziyi 3 sezondur ana karakterlerin birbiriyle yiyişeceği zamanı bekleyerek, heyecanla izleyen tek izleyici ben olabilirim. Senaristler de inadıma bunca zamandır bekletiyor beni.
Neyse bu sezon bir şeyler olacak, biliyorum hissediyorum.
P.s.Hadi Booth be, Bones odun da sende halledebilecek kapasite var, yap bir ayar ARTIK!
Zack ya, seni seviyorum.
Bu arada eskiden editör olduğum bir sitede, çevirisini yaptıktan sonra izlemeye karar verdiğim diziyi 3 sezondur ana karakterlerin birbiriyle yiyişeceği zamanı bekleyerek, heyecanla izleyen tek izleyici ben olabilirim. Senaristler de inadıma bunca zamandır bekletiyor beni.
Neyse bu sezon bir şeyler olacak, biliyorum hissediyorum.
P.s.Hadi Booth be, Bones odun da sende halledebilecek kapasite var, yap bir ayar ARTIK!
6.9.11
I used to write.
Ben eskiden yazardım. Ben eskiden uzun uzun yazar ve rahatlardım.
Uzun bir süredir yazamıyorum. Uzun bir süredir rahatsızım. Kelimelerim olmadığında, beni dansa kaldırmadıklarında hayat çok anlamsız zira.
Başkalarının bana dayattığı sorumluluklardan nefret ediyorum. Neden mi? Cevabı siz bulun. Ben çok rahatsızım. Uzun bir süredir.
Uzun bir süredir yazamıyorum. Uzun bir süredir rahatsızım. Kelimelerim olmadığında, beni dansa kaldırmadıklarında hayat çok anlamsız zira.
Başkalarının bana dayattığı sorumluluklardan nefret ediyorum. Neden mi? Cevabı siz bulun. Ben çok rahatsızım. Uzun bir süredir.
27.8.11
Let's have a little faith and wait.
Bir gün benim de bir Hodgins'im olacak. Alıp beni "Paği"lere götürecek. Biliyorum.
Angela: Do you ever wonder what happened to us? On the day we broke up?
Hodgins: Yeah, every day. I run through that conversation word-for-word.
A: Me, too.
H: You said, "All you had to do was trust me."
A: And you said, "Hey, you're the one who's leaving."
H: And then you said, "You're the one who isn't stopping me."
A: And I left.
H: Yeah.
A: Right. Well, I wish I hadn't.
H: The biggest regret of my life is I didn't stop you.
3.7.11
R. Brennan
Bones: Like all dogs, Ripley only saw the good in people. Dogs are like that. People should take a lesson.
22.5.11
18.5.11
7.5.11
Bananas is her work
1000 dolarım olunca haber verin de şu ayakkabılardan alayım. Zira kalın topuklu ayakkabıları sevmiyor oluşuma birer isyan gibi bunlar. Onları bozan tek şey açık burunları. Ama yine de mükemmeller!!1bir
29.4.11
Peace
"Pour me a glass of wine
Talk deep into the night
Who knows what we'll find"
Bones'u seviyorum.
Talk deep into the night
Who knows what we'll find"
Bones'u seviyorum.
21.4.11
Ignorance is stupid in a nutshell.
Geçenlerde bir yerde maalesef bir habere denk geldim. Haber şöyleydi:
"Cezaevlerinden onlarca ölü ve yüzlerce yaralının çıktığı bir günde Milliyet’in “Hayat Güzeldir” manşetinde karar kılması ideolojik, politik ya da ekonomik temelde aklın alabileceği nedenlerle açıklanamaz. Bambaşka, yepyeni bir analize ihtiyaç var. Bizce Milliyet çıldırdı… “Hayat güzeldir”. Evet evet haklısınız… Sevenler de kanatlıdır..."
Okuyunca aklıma nedense direk Hayat Güzeldir isimli malum film geldi. Önce ona bağlamaya çalıştım. Sonra biraz daha araştırınca cezaevinin önündeki yetkililerin megafondan "Hayat yaşamaya değer!" vs. şeklinde mahkumları yatıştırmaya çalıştığını öğrendim. Burada anlam veremediğim şey, insanların ve kurumların neden birbirine bu kadar çok çamur atmak istediği. Zira fesat düşünüp, kötü anlamlar çıkarmaya çalıştıktan sonra her şey yanlış anlaşılmaya bir nebze müsaittir.
Açık konuşayım: Bir Milliyet-okur muyum? -Hayır.
Ama bu konuda bu kadar yadsınmalarından hoşlanmadım.
Hayatta kötü şeyler olabilir, oluyor da. Her ne olursa olsun medya, devletin objektif bir birimi olduğunu en azından olması gerektiğini varsayarsak, halkın huzuru için çalışmalıdır şu an yapılanın aksine. Bu yüzden bu haberin başlığını kınayamadım ben; aksine bir parça takdir bile edebildim. Zira haberin içeriğinden can alıcı bir alıntı yapılmış başlık seçilirken ki bu da bir metnin başlığı belirlenirken aranması gereken en büyük özelliktir zaten.
Şimdi sevgili fesat, cahil ve bir o kadar da eleştirelliğe meraklı insanlar, size tek sözüm şu: Hayat basit ve iyi niyetle bakıldığında gerçekten güzeldir. Arada bir siz de deneyin.
"Cezaevlerinden onlarca ölü ve yüzlerce yaralının çıktığı bir günde Milliyet’in “Hayat Güzeldir” manşetinde karar kılması ideolojik, politik ya da ekonomik temelde aklın alabileceği nedenlerle açıklanamaz. Bambaşka, yepyeni bir analize ihtiyaç var. Bizce Milliyet çıldırdı… “Hayat güzeldir”. Evet evet haklısınız… Sevenler de kanatlıdır..."
Okuyunca aklıma nedense direk Hayat Güzeldir isimli malum film geldi. Önce ona bağlamaya çalıştım. Sonra biraz daha araştırınca cezaevinin önündeki yetkililerin megafondan "Hayat yaşamaya değer!" vs. şeklinde mahkumları yatıştırmaya çalıştığını öğrendim. Burada anlam veremediğim şey, insanların ve kurumların neden birbirine bu kadar çok çamur atmak istediği. Zira fesat düşünüp, kötü anlamlar çıkarmaya çalıştıktan sonra her şey yanlış anlaşılmaya bir nebze müsaittir.
Açık konuşayım: Bir Milliyet-okur muyum? -Hayır.
Ama bu konuda bu kadar yadsınmalarından hoşlanmadım.
Hayatta kötü şeyler olabilir, oluyor da. Her ne olursa olsun medya, devletin objektif bir birimi olduğunu en azından olması gerektiğini varsayarsak, halkın huzuru için çalışmalıdır şu an yapılanın aksine. Bu yüzden bu haberin başlığını kınayamadım ben; aksine bir parça takdir bile edebildim. Zira haberin içeriğinden can alıcı bir alıntı yapılmış başlık seçilirken ki bu da bir metnin başlığı belirlenirken aranması gereken en büyük özelliktir zaten.
Şimdi sevgili fesat, cahil ve bir o kadar da eleştirelliğe meraklı insanlar, size tek sözüm şu: Hayat basit ve iyi niyetle bakıldığında gerçekten güzeldir. Arada bir siz de deneyin.
18.4.11
Where are all the grandmas?
Brazzaville dinlemeyi seviyorum. Hele de üzülmeyi özlemişsem ya da aşıksam -ki bu iki durum da birbiriyle alakalı zaten-
Hali hazırda onları dinliyorken şu an, kendime sevdiğim şarkılarının bir listesini yapmaya karar verdim. Kendime yapıyorum ama başkaları da yararlanabilsin diye de blogumda yayınlıyorum. -İyi niyete bakar mısınız, sayın seyirciler?!-
Başlamak gerekirse:
-LAX (bunu baya bir severim)
-17
-Genoa (bunu da)
-Xanax and Three Hours of Tv
-Voce
-Up All Night
-Morning Light
-Jane
-Aging Queens
Şimdilik bu kadar yeter bence. Tamam seviyoruz ama koca bir diskografiyi yazmaya da gerek yok hani.
A bir de : Kapat bilgisayarı, Elma! -Şair burada mahlasını verir.-
Allah kahretmesin ya, ne bulanık bir beynim var benim. Gidiyorum ben!!1
Hali hazırda onları dinliyorken şu an, kendime sevdiğim şarkılarının bir listesini yapmaya karar verdim. Kendime yapıyorum ama başkaları da yararlanabilsin diye de blogumda yayınlıyorum. -İyi niyete bakar mısınız, sayın seyirciler?!-
Başlamak gerekirse:
-LAX (bunu baya bir severim)
-17
-Genoa (bunu da)
-Xanax and Three Hours of Tv
-Voce
-Up All Night
-Morning Light
-Jane
-Aging Queens
Şimdilik bu kadar yeter bence. Tamam seviyoruz ama koca bir diskografiyi yazmaya da gerek yok hani.
A bir de : Kapat bilgisayarı, Elma! -Şair burada mahlasını verir.-
Allah kahretmesin ya, ne bulanık bir beynim var benim. Gidiyorum ben!!1
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




