12.7.10

Yann Tiersen ve Burukluk

Yann Tiersen'in bendeki yeri, 11 Temmuz İstanbul konserine kadar çok farklıydı. -Yakın çevrem ve twitter takipçilerim çok iyi bilir.-
Şarkılarını dinlemeden geçirdiğim bir gün bile olmadı bu zamana kadar. Müziğine beni hayran bırakan ender insanlardan biriydi çünkü o. Dün konserde yaşadığım hayal kırıklığına rağmen hala Pas Si Simple çalıyorum arka planda. Ama dün, beklentilerimin çok altında bir performans sergiledi İstanbul'da Yann Tiersen.

Mayısın başında değişim programıyla kısa bir süreliğine Almanya'ya gitmiştim. Almanya'ya -hele de Stuttgart'a- gidince Fransa'ya, İsviçre'ye gitmek de otomatik olarak ekleniyor programa zaten.
Gitmeden önce ne yapacağımı planlarken belki Fransa'da bir konserini yakalarım  diye Yann Tiersen'in turne programına baktım hemen. Fransa'da yoktu ama Zürih, Bern ve Basel'da vardı üç ardışık günde. Ama benim sadece bir tane boş günüm olduğu için üçte bir şansım vardı.
Hemen kalacağım evdeki öğrenciyle konuştum ayarlamaya çalıştım ama olmadı maalesef. Çünkü dönüş treni, konserin ertesi gün sabah saat altıdaydı ve bizim o gün için grupla programımız vardı. Ben kaçıracağım bu fırsat için üzülürken Yann Tiersen'in Masstival ile Türkiye'ye geleceğini öğrendim. Sevinçten de havalara uçtum tabi.
Biletlerin satışa çıkmasını bekledim aylarca. Organizatörlerden birini takibe bile aldım yani o derece psikopatlaştım.
Sonra biletler satışa çıktı falan fistan, atladım tabi ben hemen. Heyecanlı heyecanlı konser gününü bekledim. Şunu çalar, şunu çalmaz diye tahminler yaptım kafamdan abuk subuk. -Gerçi abuk subuk olan, Yann Tiersen'in tahminlerimi çalmamasıydı!-
Neyse işte konser günü geldi, dün koştura koştura konser alanına gittik ablamla. Kapıya yaklaştıkça heyecanım baya bir arttı tabi benim.
Girdik bekliyoruz derken Tiersen sahneye çıktı. Gayet sönük bir şekilde. Zaten dekor namına hiçbir şey yoktu.
Aldı mikrofonu eline. Ben böyle "İyi akşamlar" demesini falan bekliyorum. (O kadar da zor değil nihayetinde)
Good night dedi. Sonra direk şarkıya girdiler.
Şarkı çok yavaştı. Hangi albümdendi anlayamadım bile. Öyle değişik versiyonlamış ki herif.
Sonra bir şarkı daha, bir şarkı daha.. Derken ben sıkılmaya başladım. Çok kalitesiz bir rock grubundan farkı yoktu sahnedekilerin.
Yann Tiersen iki de bir kemanını akord etmek zorunda kaldı. Gitaristler "Ayda yaşıyoruz biz, dünyayı çözdük" modundalardı. Bilindik olarak Kala, Esther, Sur Le Filçaldılar. Konserin beni en mutlu eden kısmı Esther'i duyduğum kısımdı zaten.
Ayrıca bis olayını baya bir abarttılar. Hani bir kere inersin sahneden, tezahüratı bir kere alırsın sonra çıkar söylersin şarkını yeniden. Ama konseri verme amacın egonu tatmin etmekse bunu Tiersen ve grubu gibi 4 kere de yapabilirsin.
Seyirci moda giremedi, repertuar kötüydü, sahne şovu namına hiçbir şey yoktu. Arada bir yerlerde yuvarlandıkları oldu sadece ama bana şebeklik gibi göründü bu daha çok.
Zaten çaldıkları son şarkı saçmalığın en güzel örneğiydi. Birbiriyle uyumsuz notaların savrulduğunu gördüm ben sahnede, başka bir şeyi değil.
Yann Tiersen'den çok yanındaki tayfa öne çıkmıştı üstelik. Akordiyon yoktu, piyano yoktu, benim bildiğim Tiersen yoktu sahnede.
Vasat bir rock grubu vardı sadece. Zorlamalarımızla 1,5 saat sürmesi de cabası.

Olmadı Yann Tiersen, üzgünüm.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder