29.10.10

Gazoz Ağacı

Bir Dostluk
(...)
Yarından tezi yok öbür adama, artık buluşmayacaklarını söyleyecekti. Hem de pişmanlık duymadan. Sebebini de anlatacaktı. Yanında olmaktan hoşlandığı, "Gel gidelim" dediği zaman kalkıp gitmeden edemediği bir adamdan bahsedecek, ama sevgi sözünü etmeyecekti. Sevginin daha başka şekilleri vardı.
Sonra neydi sevgi? İki insanın birbirinden hoşlanması, birbirini beğenmesi, görmeden olamaması değil mi? Bir zaman sonra da geçer gider, ardında bir şey bırakmazdı. Çok kere de bir pişmanlık, bir kin kalırdı geriye. Birbirlerini uzun zaman sevdiklerini sandıktan sonra bir tesadüf sonunda görünce, ya hiç aldırmadan geçilir, ya da o insanla geçirilen, boş yere harcanan zamana acınır, belli belirsiz ama içten bir kin duyulurdu. Dostluk çok daha güzel bir kelimeydi.
*
Erkek "Bunun böyle olacağını biliyordum." dedi. "Biliyordum. Seni görür görmez anlamıştım. Görür görmez, işte her şeyden, bütün düşüncemden sıyrılarak yapayalnız, varlığımın bile farkında olmadan yalnız kalacağım kadın demiştim."
*
Her şey bir rüyanın karmakarışık havası içinde sona erip gidecek, belki de kendileri bile, uyanılınca can sıkıcı gelecek olan, bu kötü evde görülen rüyaya karşı içlerinde bir tiksinti duyacaklardı. Ama dostlukları sürecekti.


Hayriye Hanım

Sabaha karşı olan ölümlere bütün ölümlerden beter üzülürüm. Daha bir dokunur bana. Demek derim, her şey gibi, bir ağaç, bir iskemle, bir bina, ne bileyim bir vapur, bir telgraf direği, daha ne aklınıza gelirse düşünün hepsini, her şey gibi o da savaşmış, gecenin karanlığı ile, yeni gelen günde, aydınlık içindeki yerini almak istemiş, ama gücü kesilmiş sabaha karşı. Yenilmiş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder