Rujun dağılmış tüm yüzüne. Saçların da dans ediyor rüzgarla, belli bir ahenkte ama yine dağınık. Ayakkabılarını çıkarmışsın, ellerinde tutuyorsun. Neden böylesin, bir fikrim yok.
Delip geçmiş, dünkü fırtına seni. Sana verdiği çizgilerden ziyade, ruhunu alıp götürüşü daha çok geliyor gözlerinin önüne, belli. Hissetmiyorsun dışa vurumlarını. Belki birkaç damla gözyaşı, belki bir iki kırık ayna.. Farkında değilsin. O kadar dönmüş ki başın, çarelerden o kadar uzaksın ki "Sanırım öleceğim." dediğin anlardan birindesin, her gün düzenlediğin renksiz, sessizlik seremonilerinden farklı olarak.
"Sanırım öleceğim. Ruhum çok kırık." diyorsun durmadan, konuşansa gözlerin. Bilmiyorsun sen henüz: İnsanlar anlamaz, küçük, sarışın Mari. İnsanlar göremez, hissedemez. Onlar dokunamaz da, onlar sadece kirletir, yağmalar, yok eder. Onlar lekeyendir, onlar mahveden. Kim suçsuz geçebilmiş ki insanlık eşiğinden? Sen de kirleneceksin Mari'm, sarı saçların da kirlenecek. Rujun şimdi olduğu gibi, dağılacak yüzüne yeniden, belki de defalarca. İsteyeceksin geçmişini silmeyi ama yapamayacaksın, Mari. Sütü rujuna değireceksin, yüzüne de. Rujunun dağıldığı her noktaya süreceksin. Ama kırmızıları geçiremeyeceksin Mari. Utançlarını beyaza saklayamayacaksın. Kirli girip temiz çıkamayacaksın, sütü kirletmeyi göze almazsan eğer.
Sütü kirletmelisin Mari, beyazı kendini kendinden arındırmak için kirletmelisin. Ama sen bunu en başından beri biliyordun, değil mi? Bu senin ilkin değildi, sonun da olmayacak. Sen yine kirleneceksin, kirletileceksin yeniden. Hazların, hayallerin, insanlar seni kirletecek Mari. Sense sütten vazgeçmeyeceksin. O seni hep kollar, her seferinde fedakarlık eder ve arıtır bedenini. Senden vazgeçmediği sürece Mari, senden vazgeçmediği sürece...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder